19 Eylül 2008 Cuma

Phoropter


"A phoropter (or phoroptor) is an instrument commonly used by optometrists and ophthalmologists during an eye examination to measure an individual's refractive error and determine his or her eyeglass prescription. Typically, the patient sits behind the phoropter, and looks through it at an eye chart placed at optical infinity (20 feet or 6 metres), then at near (16 inches or 40 centimetres) for individuals needing reading glasses. The optometrist then changes lenses and other settings, while asking the patient for subjective feedback on which settings gave the best vision. Sometimes a retinoscope or an automated refractor is used to provide initial settings for the phoropter.
Phoropters can also measure
phorias (natural resting position of the eyes), accommodative amplitudes, accommodative leads/lags, accommodative posture, horizontal and vertical vergences, and more.
The major components of the phoropter are the JCC (Jackson Cross-Cylinder) used for astigmatism correction,
Risley prisms to measure phorias and vergences, and the (+), (-), and cylinder lenses.
From the measurements taken, the specialist will write an
eyeglass prescription that contains at least 6 numerical specifications (3 for each eye): sphere, cylinder, and axis.
The lenses within a phoropter refract light in order to focus images on the patient's
retina. The optical power of these lenses is measured in 0.25 diopter increments. By changing these lenses, the examiner is able to determine the spherical power, cylindrical power, and cylindrical axis necessary to correct a person's refractive error. The presence of cylindrical power indicates the presence of astigmatism which has an axis measured from 0 to 180 degrees away from being aligned horizontally.
Phoropters are made with either plus or minus cylinders. Traditionally, ophthalmologists use plus cylinder phoropters and optometrists use minus cylinder phoropters. One can mathematically convert figures obtained from either type of phoropter to the other."
brc

18 Eylül 2008 Perşembe

Güzellikleri paylaşmak gerek...













Sonunda elim gidiyor birseyler yazmaya. Hep dedim blog'a birşeyler yazayım. Bazen üşendim, bazen anlamsız geldi. Sonunda bir ucundan tutmaya karar verdim :) Belki de uzun bir aradan sonra garlic buluşması beni heyecanlandırdı. Uzun zamandır kendi kendime görüp mutlu olduğum ya da çok sınırlı sayıda insanla paylaştığım şeyleri başkalarıyla paylaşmamak, kendime saklamak çok bencilce geldi.




Kabuğu ilk "The Fall" isimli bir filmle kırmaya karar verdim. Biraz ironik de olmadı değil; (belki de) bir "yükseliş"e, bir "düşüş"le başlamak... Ben, film seyretme konusunda biraz oburum açıkcası, seyrederken kendimi kaptırırım, o an için müthiş bir haz duyarım ama cast bölümü çıktığında hayat devam ediyordur, koşuşturmacanın içine girip unuturum ve bazen ismini bile hatırlamam filmlerin. (Bunu filme bir saygısızlık olarak görmüyorum açıkçası, çünkü önemli olan ona seyrederken gerekli saygıyı göstermek ve bunu yaptığıma inanıyorum.) Bazı filmleri seyrettiğimde ise saatin ibreleri tersine dönüyor. Çıkıyorum, ayaklarımın altında hava, beton beynimi eziyor, düşüncelerim her yerde, birşeyler söylemeliyim, beni dinleyin, söyliyeceklerim var diyorum, sanki bütün kafalar bana dönüyor, dikkatler üstümde, sözler içime sesleniyor, boş bakışların arasında ağzım açık yürüyorum sadece. "The Fall" beni bu hale sokan filmlerin sonuncusu. Film, piyasaya sürülmedi, sadece DVD'si var. Belki film festivalinde seyreden benim gibi şanslılarınız vardır.


Konusu mu?
Bir kız, bir adam, şiirsel mekanlar... Konusunu anlatmam ne kadar anlamlı bilemiyorum masalların özeti olur mu? Bilmem belki de olur. Sadece iştah kabartan bazı görüntüler ekliyorum. Bunlar gibi milyonlarca muhteşem görüntünün sizi 2 saat boyunca hapsettiğini, kalbinizi sıkıp vücudunuzdaki bütün kan akışını durdurduğunu, sonra birden "e, hadi bitti artık çık ve hayatına geri dön" dediğini düşünün. Kabinize yeniden kan dolduğunda ve vücudunuz kanla ısınmaya başladığında "artık geri dönmek için çok fazla şey gördüm" diyorsunuz. "Bunun üzerine ne görsem beni kesmez."


Merak etmeyin, birkaç hafta sonunda karmaşa yine kaplayıveriyor her yanı. Gördüğünüz şeyler yeniden buruk da olsa heyecanladırıyor sizi. Ama her geri dönüp o 2 saatlik zaman dilimini hatırladığınızda elleriniz buz kesiyor ve ısıtmaya nefesiniz yetmiyor.

brc _ bir diş sarımsak